|
Bu
yazının tümünü PDF dosyası olarak almak isterseniz
tıklayınız
|
|
IP-Surveillance, yanlış anlamalar?
Her yeni teknoloji için
pazarın eğitimi için belirli bir süre geçmektedir.
Karmaşık teknolojilerin ve/veya mevcut iş modeli ve
teknolojilere nazaran daha gelişmiş teknolojilerin
eğitimi daha uzun süre almaktadır.
Bu öğrenme süresince
bilgi ve yanlış anlamalar arasında kopukluklar olması
doğaldır. Bu nedenlerle yanlış anlamalar ve mitler
gelişir, olduğundan fazla büyür.
IP-Surveillance
teknolojisi yüksek derecede karmaşık bir teknoloji
değildir. Fakat IP tarafı, güvenlik kavramını bir çok
kişi tarafından algılanan doğal konumundan alıp bu
kişilerce bilinmeyen IT dünyasının içine
götürmektedir. Bu bağlamda yeni teknoloji ve tamamı ile
yeni koşullar korkuları, tereddütleri birleştirir
ve mevcut durumun (statükonun) korunmasına yol
açar.
IP-Surveillance
teknolojisinin doğrudan Digital Video Recorder (DVR) ile
rekabet içinde olması bir takım sonuçlara neden olmakla
beraber, en azından en alt seviyede ve mevcut
anlayışa göre, DVR ve ona bağlı analog kameraların
oluşturduğu sistemlerin en teknolojik çözüm olmasını
savunan görüşlere ilişkin bir rekabet değildir.
Yüzleşmek gerekir ise,
üreticilerden, kuruluş yapan, satan, entegre çözümler
üreten firmalardan son kullanıcılara kadar oturmuş bir
endüstriden bahsetmekteyiz. Bu endüstri DVR
teknolojisinin baskın teknoloji olduğunu görme isteğini
baştan kabullenmiş bir endüstridir.
Mit yaratan bu pazar
koşulları yanında, güvenlik endüstrisinin kendi
özel koşulları içinde, belli sayıdaki markalardan
oluşmuş çözümler sunması doğaldır. IP-Surveillance
teknolojileri çok sayıda farklı üreticiden
iyilerin en iyisi ürünler ve çözümler sunmaktadır. Son
kullanıcının lehine olan bu çözümler mevcut
koşullar ve büyük yatırım yapmış olan endüstrinin
beklentilerinden çok farklıdır.
IP-Surveillance
etrafında gelişen mitler ve yarı gerçeklerin sebepleri
hakkında bir ön bilgiden sonra, bunları 10 adımda daha
yakından inceleyebiliriz.
|